“Markamıza gerçekten çok güveniyoruz”


Karaca1 

Dağıtım Kanalı Röportaj

Edirne’de faaliyet gösteren Hotpoint bayisi Askaraca Dayanıklı Tüketim Sahibi Hamit Karaca’yla mobilyadan beyaz eşya sektörüne geçişi, Ariston-İndesit firmasıyla tanışması, markanın Whirlpool’a dönüşümü, beyaz eşya sektörünün genel tablosu, Edirne ve Türkiye ekonomisinin son durumu konularıyla ilgili görüştük. Karaca, “Whirlpool şu anda, beyaz eşyadaki markaların çoğundan daha üst özellikli ürünlere sahip. Buzdolaplarındaki active oxygen teknolojisi, bulaşık makinelerindeki power clean, çamaşır makinelerindeki direct injection, fırınlarda multi flow teknolojisi şu an aklıma gelenler. Birçok kategoride piyasadaki diğer markalardan çok daha güçlü. Whirpool’un bu gücünü Türkiye’ye yansıtarak, daha ön plana çıkartmasını istiyoruz.” şeklinde konuşuyor. 

Kendinizi ve firmanızı tanıtır mısınız? Nerelisiniz, eğitiminiz nedir?

Adım Hamit Karaca, 1974 doğumluyum. Aslen Malatyalıyım. Ama 40 yıldır, Edirne’de yaşamaktayım. Lise mezunuyum. Firmamı 2001 yılında kurdum.

Askaraca Ticaret’in tarihçesinden söz eder misiniz?

Rahmetli babam, Edirne’de halı ve mobilya işiyle uğraşıyordu. 1984 yılında rahmetli oldu. Ben, 1991 yılında liseyi bitirdikten sonra, ağabeyimle birlikte, baba mesleği olan halı-mobilya işini devam ettirdim. 2001’de ortaklıktan ayrıldım. Tek başıma yola devam etme kararı alarak, firmamı kurdum, şu anda da şahsım adına, herhangi bir ortak yok. 2002 yılında, beyaz eşya sektörüne girdim.

Ariston-İndesit ile olan tanışmanız nasıl ve kimin sayesinde nasıl oldu? Aklınızda bu iş yapmak var mıydı? Markada ne gördünüz, nasıl bir ışık buldunuz?

Konya’da akrabalarım, Ariston markasını satıyorlardı. Onların tavsiyesiyle tanıştık. 2002 yılında, 30 metrekarelik küçük bir yer olan mağazamızla ticaret hayatımıza başladık. Daha önce, aklımda beyaz eşya sektöründe çalışmak yoktu, tamamen kısmet diyebilirim. Hayatın şartları, bizi bu duruma getirdi. Mağazanın küçük olması, halı için uygun olmaması nedeniyle, biraz daha sıcak baktım bu işe. İlk günden bugüne kadar hep markamızı sevdik, gönül ve değer verdik. Aynı şekilde, onlar da bize hep destek oldular. 2004 yılında, ikinci mağazamızı, 2010’da üçüncü mağazamızı açtık. Sürekli iş potansiyeli büyüyordu. Son olarak, altıncı şubemizi açtık. Çok şükür, bugünümüze geldik.

15 senede, 6 mağazaya kadar yükseldiniz, bunu nasıl başardınız? Ticaretteki kaide ve kurallarınız nelerdir, bize bunları sıralar mısınız?

Öncellikle, ticari hayatımda hep ilk ilkem dürüstlüktü. Çalışkanlık ve güler yüzlülük de çok önemlidir. Dürüstlüğüm, çalışkanlığım ve yeni ticaret hayatına uyum sağlamamla beraber, bu başarıya ulaştım. Dürüst olursanız, çalışkan olursanız, yapamayacağınız bir şey yoktur. Ayrıca, her gün erken saatte kalkıyorum ve en geç 9.00’da işimin başında oluyorum. Elimden geldiğince, en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyorum. Ben, erken yaşta babamı kaybettim, 12 yaşımdaydım. Çok fazla tanıma şansım olmadı ama çok dürüst, çalışkan biri olduğunu aile büyüklerim söylerlerdi. Ben de herhalde bu özelliğimi ondan aldım.

karaca2

Askaraca olarak, Edirne’deki pazar payınızdan bahseder misiniz?

Şu anda, Edirne’de beyaz eşya sektöründe lider konumundayız. Bugün satış adedi ve ciromuzla, Türkiye’de beyaz eşya sektörünün lideri olan kuruluşun bayilerinin önünde yer alıyoruz.

Beyaz eşya sektöründe sizi cezbeden ne oldu? Beyaz eşyanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Halı mobilya işine göre, beyaz eşyanın satışının daha kolay ve daha rahat olması, kurumsal kimliğe sahip bir kuruluşla çalışma olanağı bizi etkiledi. Ayrıca, satıştan sonra, servis desteği ve sirkülasyonun fazla olması bizi cezbeden nedenlerden bazıları. Beyaz eşya sektöründe, ürünlerin hızlı ve aktif satılması avantajlarına örnektir. Sorun ve sıkıntıların az olması da  önemli. Sektörün dezavantajı olarak da risk oluşturması vurgulanabilir. Önemli miktarda alacaklarımızın olması, ödemelerde aksamalar yaşanması riske yol açıyor.

Personelinizden bahseder misiniz, kaç kişisiniz, Nasıl bir takım çalışması yapıyorsunuz?

Personelimizi seçerken, özellikle çok titiz davranmaktayız. Uzun süreli bir iş arkadaşlığı istiyoruz. Güler yüzlü, aktif, eğitimli, eli yüzü düzgün arkadaşlardan kadromuzu kurmaya çalışıyoruz. Ekibimizle birlikte, bu başarıyı yakaladık. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kişilerle ve doğru markayla çalıştık. Şu anda, mağazalarımızda toplam 20 kişiyiz.

Kaç müşteriniz var? Tüketiciniz ile olan ilişkiniz nasıl?

Bilgisayarımızda kayıtlı olan, yaklaşık 60-70 bin kişilik müşteri portföyümüz bulunmaktadır. Tüketicilerle olan ilişkimiz gayet iyi. Bizi seviyorlar. Her tüketiciye yardım etmeye, elimizden gelenin en iyisini sunmaya çalışmaktayız. Böyle olmasa, şu an bu konumda olmazdık. Sevilmezdik, markamız tutmazdı.

2017 sizin için nasıl geçiyor, ekonomi açısından günümüzü değerlendirir misiniz?

2017 özellikle, şubat ayında, hükümetimizin yaptığı beyaz eşyada ÖTV indirimi ve evlilik sezonunun gelmesiyle birlikte, hızlı bir çıkış yakaladı. Eylül ayına kadar, satışlar gayet iyiydi. Ekim ve kasım aylarında biraz düşüş yaşandı. 2017 yılı, bizim açımızdan gayet olumlu ve güzel bir yıl geçti diyebiliriz.

Türkiye ekonomisi, zor bir süreçten geçiyor. Döviz artışı ve zamlar piyasaları olumsuz   etkiledi. Piyasada iki aydır yaşanan düşüşte, bu etkenler rol oynadı. Bence, şu an herkesin  biraz tedarikli hareket etmesi gerekiyor. Çünkü, bir belirsizlik görüntüsü var. Ama ben, bunu  atlatacağımızı, 2018 yılının Mart ayından itibaren tekrar eski hızı yakalayabileceğimizi düşünüyorum.

Perakendeciliğin zor ve keyifli yanları nelerdir? Satış şeklinizden bahseder misiniz?

Satışlarımızın yüzde 90’nı senetli elden satış, geri kalan yüzde 10’unu ise, nakit ve kredi kartı şeklinde gerçekleştiriyoruz. Perakendeciliğin zor yanları, işi senetli satış yaptığımız için çok riskli olması. Tahsilat konusunda çok zorlanıyoruz. Tüketiciler, açıkçası bizleri her konuda yoruyorlar. Keyifli yanları ise, her türlü insanları tanıma fırsatı buluyoruz. Bu da bizim hayat tecrübelerimizi arttırıyor. Ayrıca, sektörde faaliyet göstermemiz sonucunda, geldiğimiz konum ve yaşam tarzımız da önemli. İyi şeyler başarmak da keyif veriyor.

Yatırımlarınızı nelere yapıyorsunuz, mağazanızın mülkleri size mi ait, kira mı?

Sadece, bu işe yatırım yaptık. Başka alanlarda yatırımlarımız yok. Başka bir sektöre girmeyi hiç düşünmedik. Şu anda, bu şekilde devam ediyoruz. Mağazaların mülkleri kendimize ait, kiramız yok.

AVM’lere girmeyi düşünüyor musunuz?

Biz, beyaz eşya sektöründe ticaretin ana caddelerde döndüğünü ve güzel bir lokasyonu olan hareketli noktalarda daha iyi olacağını düşünüyoruz. AVM’lerde ticaretin biraz daha sakin olacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle, AVM’lerde yer almadık. Bizim mağazalarımızın hepsinin lokasyonu, caddenin en iyi yeri ve şehrin en gözde noktalarından oluşuyor. 

Edirne pazarını bize anlatır mısınız?

160 bin nüfuslu bir şehir olan Edirne’de, beyaz eşya pazarı küçük olmasına rağmen, 30 tane beyaz eşya mağazası var. Bütün beyaz eşya markalarından 2’şer 3’er mağaza var. Zor denebilecek bir pazar. Rekabet, burada da her yerde olduğu gibi fazla. Ama biz işte, yaptığımız atılımlarla, kampanyalarla diğerlerine göre farklı olup, biraz daha öne çıktık ve çıkıyoruz da.

Yaptığınız kampanyalardan bize kısaca söz eder misiniz?

Bazen, şirketimizin yaptığı kampanyalar haricinde, kendimiz de yerel kampanyalar yapıyoruz. Özellikle, kış aylarında ocak ayında 5 ay ödemesiz, 15 ay elden senetli satış gibi kampanyalar gerçekleştiriyoruz. Ürün alındıktan 5 ay sonra başlanıyor ödemeye. Ödemeleri 15 aya bölüyoruz. Kampanyamız her ürünümüz için geçerli.  Edirne’de bu kampanyayı bizden başka yapan bir mağaza yok. Çok büyük riskler alıyoruz, almasak başarı da olmuyor.

Beyaz eşyada çeyiz mağazacıların mantığını yürütüyorsunuz. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Çeyiz mağazası olmayı hiç düşündünüz mü?

Bizim yaptığımız kampanyayı Evkur, 24 taksitle gerçekleştiriyor. Çeyiz mağazalarının mantığını yürütüyoruz. Çeyiz mağazası olmayı düşünmedik.

karaca3

Marka ile olan iş birliğinden sizce önemli olan unsurlar nelerdir? Whirlpool size ne kattı, siz Whirlpool’a neler kattınız?

Markayla aramızda karşılıklı saygı, sevgi ve destek var. Yıllardır, bu şekilde yürütüyoruz ilişkilerimizi. Onlar bize inandı, biz onlara inandık. Elimizi her şekilde taşın altına koyduk. Çok destek oldular bize. Kazandıkça, markaya sevgimiz ve güvenimiz her geçen gün arttı. Markamıza gerçekten çok güveniyoruz. Onların bize güvendiği kadar biz de onlara güveniyoruz. Whirlpool, gücümüze güç kattı. Ben de bulunduğum şehirde, en iyi şekilde Whirlpool’u temsil ettiğimi düşünüyorum. İşbirliğimiz, karşılıklı olarak, iyi bir şekilde devam ediyor.

Indesit Company’den Whirlpool’a dönüşte sizin için değişen ne oldu?

Öncellikle, çok heyecanlandım. Dünyanın 1 numaralı beyaz eşya markasıyla çalışmak, bizim için bir avantajdı. Whirlpool’un gücünü, kendi gücümüz olarak hissettik ve artık kendimizden daha emindik. Dönüşümden sonra fabrikalar Whirlpool’un teknolojileri ile yenilendi, bu sayede ürünler daha kaliteli, daha güvenli, daha güzel tasarımlı. Bu dönüşümle birlikte, reklam yatırımları arttı, primlerimiz daha iyi duruma geldi. Mağazalara yatırım arttı, yeni konseptli mağazalara geçildi. Yenilenen teknolojileri müşterilerimize anlatmak için mağazada özel teknoloji alanları oluşturuldu. Yeni tasarım ile mağazalar daha şık ve sıcak oldu. Mesela artık mağazamızda mutfak ve banyo köşemiz var. Mesela müşterimiz bir ankastre set alacağı zaman ürünlerin mutfağında nasıl duracağını görüyor, ev ortamı müşterilerin de hoşuna gidiyor. Şu anda, beyaz eşyada sadece, Hotpoint satıyoruz. Gidişattan çok memnunuz. Markanın Türkiye’de daha iyi noktaya gelmesini istiyoruz. Whirlpool şu anda, beyaz eşyadaki markaların çoğundan daha üst özellikli ürünlere sahip. Buzdolaplarındaki active oxygen teknolojisi, bulaşık makinelerindeki power clean, çamaşır makinelerindeki direct injection, fırınlarda multi flow teknolojisi şu an aklıma gelenler. Birçok kategoride piyasadaki diğer markalardan çok daha güçlü. Whirpool’un bu gücünü Türkiye’ye yansıtarak, daha ön plana çıkartmasını istiyoruz.  

Whirlpool yöneticiler ile olan ilişkileriniz hakkında görüşleriniz nelerdir?

Öncellikle, şu andaki ülke müdürümüz Sayın Gabriele Esposito çok farklı, güler yüzlü, çok sıcak kanlı, işini çok seven ve çalışkan biri. Başarılı olmak istemesi, “yapın, yapacağız” demesi, bizi daha çok heveslendiriyor. Hep desteklerini görüyoruz. İlişkilerimiz karşılıklı olarak gayet iyi, kendisini çok seviyoruz. Onu tanımak, çok güzel.

Bunun dışında diğer yetkililerle de gayet iyi çalışıyoruz. Firmada hep bir muhattabımız, iletişime geçebildiğimiz bir yetkili oluyor. Her aradığımızda ilgili kişiye ulaşabiliyor olmak güven verici.

Whirpool ile ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?

En son olarak, bize yönelik gerçekleştirdikleri toplantı sonrasında, İstanbul’da bir boğaz turu düzenlediler. Benim açımdan, çok keyifli geçti.

Çocuklarınızın işinize bakışı nasıl, onlara tavsiyeniz neler olacak?

2 tane oğlum var. Biri 15, diğeri 11 yaşında. Büyük oğlum, şimdilik işimize çok meraklı. Bu işi daha geliştirmek istiyor. Bizden gelen ışığı gördüğü, ona aşıladığımız için o da markayı çok seviyor. Küçük olan basketçi olmak istiyor. Ben, onları en iyi şekilde eğitip, bu işi devam ettirmelerini istiyorum. Onlara, düşüncelerimi, davranışlarımı aktarıyorum. Düzenli bir aile hayatının da iş yaşamında başarılı olmada önemlidir.

Gelecekteki hedefleriniz nelerdir, Edirne’den çıkmayı düşünüyor musunuz?

Hedefimi yakaladığımı düşünüyorum. Şu anda, Edirne’den çıkmayı düşünmüyorum. Çocuklarım büyüdüğünde, eğer çıkmak isterlerse, diğer şehirlere mağaza açabilirler. Edirne dışına çıkmak için, çocuklarımın büyümesini bekliyorum. Tekirdağ, Kırklareli gibi çevre şehirler olabilir. Gidebileceğimiz yere kadar girmeyi düşünüyoruz açıkçası. Marka bize, bu konuda da destek oluyor.

Bulgar ve Yunan turistin Edirne’ye ve dolayısı ile size katkısı var mı?

Türkiye’de vergiler yüksek olduğundan, bizden herhangi bir alışveriş yapmamaktalar. Ama dolaylı yoldan bize çok katkıları var. Şehrin ekonomisini ayakta tutan desteklerden bir tanesi ve şehrin ekonomisi ne kadar yükselirse, bize o kadar katkı sağlar. Onların şehrimize gelmesi, bile şehrin ekonomisini canlandırıyor. Bu canlılık, hepimize yansıyor.

Kıyasladığınız zaman beyaz eşya bu ülkelere göre fiyat açısından nasıl?

Bizden daha ucuz olduklarını biliyorum. Türkiye’de beyaz eşya fiyatları, vergiler yüksek olduğu için, bu ülkelere göre daha üst seviyede. 

Bu işi yapmak isteyen kişilere tavsiyeleriniz neler olacak?

Kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli, temiz bir iş. Öncelikle, bu işi yapacak kişilerin işlerini sevmeleri ve dört elle sarılmaları gerekiyor. Çalışmaları, dürüst olmaları ve gönül vermeleri gerekiyor. Zaten bunları yaptıktan sonra, ben başarılı olacaklarına eminim. Bununla birlikte, çalışacakları markayı iyi seçmeleri gerekiyor. Ben doğru bir seçim yaptığımı düşünüyorum.

Beyaz eşyadan para kazanılır mı?

Tabi ki kazanılır. Çok şükür kazandık. “Beyaz eşya sektöründe, para kazanılmıyor” deniliyor ama bence kazanılıyor. İşini güzel yaparsan, iyi takip edersen ve çalışacağın markayı doğru seçersen kazanılıyor. Herkes, marjın düşük olduğundan şikayetçi ama biz Whirlpool ile çok şükür iyi kazanıyoruz. Piyasadaki karlılığı en yüksek markalardan biri. Tabii bazen finansal anlamda risk almak da gerekiyor, risk almadan da hiçbir şey olmuyor.

Hayatınız bir roman olsaydı ismini ne koyardınız?

Şampiyon.

 2017-12-04-PHOTO-00000002

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 





Copyright © 2013-2015. Dağıtım Kanalı Tüm Hakları Saklıdır.

Dağıtım Kanalı web sitesi şuana kadar 32565448 defa tıklanmıştır.